Kolza Tarımı

 

ÖNEMİ

Kanola (Brasicca napus Oleifera sp.), bitkisel yağ kaynağı olarak yağlı tohumlu bitkiler olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim açısından üçüncü sırayı almaktadır.

Ülkemizde rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola,  kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme sahip bir yağ bitkisidir.

Kanola danesinde bulunan  % 38-50 yağ ve % 16-24 protein oranı ile önemli bir yağ bitkisidir. 1 kg tohumdan 450 gr yağ çıkmaktadır ve metanol ile reaksiyondan sonra 450 gr biodizel yakıt  elde edilebilmektedir.Ayrıca küspesinde % 38-40 protein bulunması sebebiyle de hayvan beslemesinde önemli bir yer tutmaktadır. Eskiden kolza olarak adlandırılan çeşitlerin % 45-50 oranındaki Erusik asit içeriği ıslah çalışmalarıyla % 0 düzeyine düşürülmesi sonucu bitkinin tekrar bitkisel yağ ihtiyacı için üretime alınmasını sağlamıştır.

Kanolanın yetiştirilmesi için en uygun iklim koşulları Trakya’da buğday-ayçiçeği alanlarında , Karadeniz ve Orta Anadolu’nun buğday-mısır alanlarında, Ege, Çukurova, Akdeniz, GAP ve Güney Marmara’nın buğday-mısır-pamuk alanlarında mevcuttur. Ekim nöbetine (rotasyon) kolayca dahil olabilecek, getirisi yüksek tarımı kolay ekstra yatırım ve alet ekipman istemeyen kanolanın tarımı mevcut sisteme dahil edilebilir. Ayrıca hasadının buğdaydan önce veya eş zamanlı olması sebebiyle sulu koşullarda ikinci ürün yetiştiriciliği yapılabilir.

 İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

Kanola’nın anavatanı Hindistan ile birlikte Türkiye olup, oransal nemi yüksek, uzun vejetasyon süreli bölgelerde kışlık olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kışlık çeşitler genel olarak kar örtüsü altında -10 -15  °C kadar dayanabilmektedir. Kışlık kanola vejetasyonu 8-10 ay gibi bir süre gerektirirken kışlık çeşitlerin gelişebilmesi için 35-40 gün + 5 °C civarında sıcaklık dönemine gereksinim duymaktadır. Kışlık kanolanın sıcaklık isteği toplamı 2,300-2,500 oC'dir. Yazlık kanola daha çok ılıman iklim bölgeleri olan Ege ve Akdeniz'de yetiştirilmektedir. 300 - 2,800 mm yıllık yağış alan (600 mm’nin üzerinde yağış alan bölgelerde sulanmadan yetişebilir.), 5 - 27 °C yıllık ortalama sıcaklığa sahip olan her bölgede yetiştiriciliği yapılabilir. Kanola bitkisi buğday, arpa ve şeker pancarının yetişebildiği bütün toprak koşullarında yetişmektedir. Kumlu ve hafif topraklar dışında hemen hemen her toprakta yetişmektedir. En iyi yetiştiği toprak humuslu derin yapılı nötr veya hafif alkali ve hafif asit topraklardır. En iyi gelişmesini PH’nın 6,5 - 7,5 olduğu topraklarda göstermektedir. PH’nın 4,2 – 8,2 olduğu topraklar da tolerans sınırları içerisindedir. Su tutan, göllenen tarım alanlarında çok zarar görmektedir.          

 TOPRAK HAZIRLIĞI

Kanola tohumunun çok küçük olması nedeniyle tohum yatağının keseksiz olarak hazırlanması gerekir. Tohum yatağı mümkün olduğu kadar inceltilmeli ve bastırılmalıdır.Gerekirse ekimden önce ve sonra toprağın yüzeyinin düzgün olması ve bastırılması için merdane çekilmelidir.

 EKİM ZAMANI

Kanola kışlık olarak ekiliyorsa eylül sonu ve ekim ortalarına kadar tavlı toprağa ekilmeli ve ekim ayında çıkışların sağlanıp kuvvetli bir kök sistemi ile 6-8 yapraklı rozet dönemi denilen evrede kışa girmesi gerekir. Aksi halde soğuktan etkilenir. Yazlık çeşitler ise ılıman iklim bölgelerinde kasım ayında veya bahar aylarında (şubat-mart) ekimi yapılabilir.

 TOHUMLUK         

Kanola tarımında yüksek verim için ve istenmeyen yağ asitlerinin oluşmaması için sertifikalı tohumluk kullanılması gerekir. Üreticinin kendi elde ettiği tohumu kullanması halinde verimin düşmesi, yağ ve protein oranlarının düşmesi ve en önemlisi istenmeyen yağ asitlerinin oluşmasına olanak sağlanır.

 EKİM ŞEKLİ

Kanola ekiminde sebze mibzeri, pnömatik buğday mibzeri, şanzımanlı tip buğday mibzeri gibi tarım aletleri ile dekara 400-500 gr/da gelecek şekilde toprağa direkt ekim şeklinde ekimi yapılabilir. Ekimde sıra arası mesafe 13-15 cm , sıra üzeri 4-5 cm ve ekim derinliği 1-2 cm olacak şekilde yüzeysel ekimi yapılmaktadır. İdeal bitki sıklığı m²’de 60-80 dir. Makineli ekimin yapılamadığı bölgelerde elle serpme veya üre+kanola (1/3) karışımı yöntemiyle normal buğday mibzerleri ile ekimi yapılabilir. (Dengeli bir dağılım olmayacağı için önerilmez)

 GÜBRELEME

Doğru bir gübreleme yapılması için öncelikle toprak analizine ihtiyaç vardır. Kanola genel toplamda saf olarak 15 kg/da Azot (N), 5-6 kg/da Fosfor (P), 6-8 kg/da Potasyuma ihtiyaç duyar. Genel besin elementlerinin yanında kanolanın ayrıca kükürt (S) isteği vardır (yaklaşık 4-5 kg/da ). Gübreleme de P ve K ‘nın ekimle birlikte verilmesi arzu edilir. Bunun yanında azotun 2 veya 3 defada verilmesi arzu edilir. Kükürt ihtiyacının karşılanması amacıyla ilk gübrelemede amonyum sülfat verilebilir.Gübreleme zamanları buğdaya benzerlik gösterir. Her bitki içinde ayni gübreleme yöntemi kullanılabilir.

 EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE)

Kanolanın girebileceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir

1. Model: Soya Fasulyesi + Kanola + Buğday + Mısır

2. Model: Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği

3. Model: Pamuk + Kanola + Şeker pancarı + Kavun-karpuz

4. Model  Ayçiçeği + Kanola + Buğday

 KANOLA TARIMINDA YABANCI OT MÜCADELESİ

Kanola tarımında yabancı ot mücadelesi kültürel ve kimyasal yöntemlerle yapılabilir.

Kültürel yollarla mücadele temiz tohumluk, temiz tarla,ekim nöbeti gibi bazı yöntemler uygulanabilir.

Kimyasal yolla yabancı otların mücadelesinde toprak altı ve toprak üstüne kullanılan herbisitleri mevcuttur. Kanola tarımında başlıca sorun olan yabancı otlar özellikle yabani hardal, papatya , kangal, kendi gelen buğday, yabani yulaf, yabani turp gibi bazı yabancı otlardır. Bu yabancı otlara karşı kullanılan herbisitler  dünyada mevcut olup ülkemizde yabani hardal mücadelesinde kullanabileceğimiz ruhsatlı bir herbisit yoktur.

 KANOLA HASTALIK VE ZARARLILARI

Kanolanın önemli zararlıları toprak pireleri, tarla salyongozu, kanola sap hortumlu böceği, lahana böceği ve yaprak bitidir. Özellikle Trakya'da  lahana böceği zararı bazı yıllarda aşırı şeklide gözlenmektedir. Lahana böceği yaprakların öz suyunu emerek beyazlama yapmakta ve önemli verim kayıplarına neden olmaktadır.

Kanolanın önemli hastalıkları ise mildiyö, kolza kök uru, kurşuni küftür. Trakya'da hastalıklar pek yaygın değildir.

 KANOLADA TOHUM BAĞLAMA

Kanola çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için çeşidin kendine tozlanmasının az veya çok olmasına  bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle çiçeklenme dönemindeki süre de kanola üretim tarlaları yakınında arı kovanı bulunması harnuplarda (kapsüllerde) döllenme, dane tutmayı artırır. Çiçeklenme ve döllenme bitkide alttan yukarı doğru olmaktadır. Nisan sonu Mayıs ayı başında kanolanın çiçeklenmesi arılara bol miktarda çiçek tozu sağlamaktadır    

 HASAT VE DEPOLAMA

Kanola hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve kapsülleri tamamen kuruyup sararır, sarı bir renk oluşur. Tohum kahverengine dönüşmüşse hasat zamanı gelmiş demektir. Tohumdaki hasat rutubeti %10-12 düzeyinde olabilir.

Kanola bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta bitkilerin tam olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst kapsüller tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur. Dekardan alınan verim ekilen çeşidin verim gücüne bağlı olmakla beraber  iklim ve toprak koşullarına bağlı olarak 200-400 kg/da arasında değişkenlik göstermektedir.

Depolama da rutubetin % 9'un altında olması istenir. Depolamada depolanan ürün içerisinde yaş yabancı ot tohumlarının olmaması, temiz olması, sap parçalarının olmaması istenir. Depolanan alanda rutubet veya istenmeyen maddelerin olması halinde kısa sürede kızışma yaparak bozulmalar meydana gelebilir.